Sizi tanıyabilir miyiz, yaşamınızdaki kilometre taşlarından bahseder misiniz?

28 Ağustos 1977 tarihinde İstanbul’da doğdum. 2001 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldum. Üniversiteyi bitirdikten sonra hızla iş aramaya başladım. Birçok işyeri ile görüşmeler yapıyor ama tam olarak bana uygun, istediğim gibi bir iş bulamıyordum. Elbette o zamanlarda da ‘Uluslararası bir şirkette iş yaşamına başlamalıyım’ diye kendi kendime telkinlerde bulunuyor, ‘Asla küçük bir işyerinde çalışmamalıyım’ diyordum.

O dönemde büyük bir lojistik firması ile son görüşme aşamasına kadar gelmiştim. Aynı zamanda da o firmaya nazaran çok daha küçük boyutta bir firma ile de eş zamanlı görüşmelere devam ediyordum. İkisinin arasında bir seçim yapmam gerekiyordu ve elbette büyük olan firmayı seçmek istiyordum. Son görüşmemde büyük firmanın İK Müdürü’ne benim için nasıl bir kariyer planı öngördüklerini sorduğumda, “Burada öyle hızlı bir şekilde ilerleyemezsin. Bu şirkette yükselmek yıllar alır. Belki 10 belki 15 sene..” diye bir cevap vermişti. Bu cevap motivasyonumu düşürmüştü. Diğer firma küçük olmasına rağmen, firma yetkilileri son görüşmemizde yoğun Uzak Doğu seyahatleri olacağını belirterek hızla bu seyahatlere çıkacağımı söylemişlerdi. Dünyayı görmekten başka bir şey istemeyen, yeni üniversite mezunu bir genç için bu müthiş bir sözdü. Ancak kafamdaki şirket büyük olmalı klişesinden kurtulamıyordum

Bu görüşmeden sonra büyük lojistik firmasının teklifini reddedip diğer firmada çalışmaya başladım. Daha yeni işe başlamama rağmen 3 ay sonra kendimi Çin’de buldum. Sonrasında 4 sene boyunca söz konusu firmadaki iş yaşantımın büyük bir bölümünü Uzak Doğu’da yoğun Çin, Tayvan, Tayland, Vietnam seyahatleri ile geçirdim. Neredeyse her ay Çin’in farklı şehirlerine gidiyor ve satın almasını yaptığımız ürünlerin hammaddelerinin kontrolünden, üretimine, satın almasından, tüm ithalat süreçlerine kadar her detayı öğreniyordum. Benim için müthiş verimli geçen bir 4 sene olmuştu. Bu nedenle, firmaların büyüklüklerinin değil, bu firmalardan alınabilecek deneyimlerin daha önemli olduğunu anlayacağım Şahinler Suni Deri’deki profesyonel iş hayatım benim için kariyerimdeki en önemli mihenk taşlarından biridir.

Akabinde Türkiye’nin en önemli tekstil markalarından biri olan Mudo ve en önemli süpermarket zincirlerinin başında olan Migros’ta çalışma fırsatına sahip olmam, benim için yine önemli dönüm noktalarıydı.

Elbette ki 2014 yılında başladığım ve 6 senedir halen devam ettirdiğim ebebek’teki görevim de iş hayatımdaki diğer bir önemli kilometre taşı oldu. Şimdi geriye doğru dönüp baktığımda almış olduğum tüm kararların çok yerinde olduğunu ve bana birbirinden değerli firmalarda yine birbirinden değerli yöneticilerle birlikte çalışma fırsatı sağladığını düşünüyorum. Çalıştığım tüm firmaların bana ve kariyerime kattığı çok önemli artılar oldu ve her gün yeni deneyimler kazanmaya çalışmaya devam ediyorum.

Günlük yaşamınızda rutinleriniz var mıdır?

Günlük rutinlerden pek hoşlandığımı söyleyemem. Sabah 8’de ofise gel, öğlen 12’de öğlen yemeğine çık, akşam 6’da ofisten ayrıl; hafta sonu sabah kalk ve aynı rutin döngüler etrafında dön… Bunlar pek bana göre değil. Daha ani kararlar almayı ve içimden geldiği gibi hareket etmeyi seviyorum. Ancak mesailerime herkes işe gelmeden 1 saat önce başlamanın benim için rutin hale geldiğini söyleyebilirim. Sabah neredeyse bomboş olan ofiste günlük programıma bakıp, notlarımı gözden geçirip güne temiz kafa ile başlamayı severim. Bu saatler benim için günün en verimli saatleri diyebilirim.

Bilinmeyen bir yönünüz var mı?

Üniversite yıllarımda ve sonrasında kurumsal hayata başlayana kadar profesyonel olarak müzikle ilgilendim ve gitar çaldım. Ancak müziği çok sevmekle birlikte şu anda sadece amatör olarak kendimi rahatlatmak ve kafamı dinlemek için gitar için çalmayı sürdürüyorum.

Ekibinize alacağınız yeni mezunlarda nelere dikkat edersiniz?

Özellikle yeni mezunlar ile yapılan görüşmelere mutlaka giriyorum. Öncelikle öğrenim hayatları süresince eğitimleri haricinde herhangi bir işyerinde çalışıp çalışmamış olmaları benim için önemli kriterlerin başında geliyor. Bu deneyimlerinin iş hayatında onlara son derece katkısı olacağını düşünüyorum.

Kadınların satış dünyasında daha çok yer alması neleri değiştirebilir?

Kadının yalnızca satış dünyasında değil kamusal her alanda daha çok yer alması ülkemizdeki toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına katkıda bulunacaktır.

Öğrencilere kariyer yolculuklarında neler tavsiye edersiniz?

Ben sebebi sağlam koşullara dayanan nedenlerin önümüzdeki en büyük engel olduğunu düşünürüm. Yani hepimizin zaman zaman haklı gerekçeleri olur. Ancak bu sebeplerin arkasına sığınarak işlerin yapılamaz olmasının savunulmasını doğru bulmuyorum. Aksine asıl gelişimin de bu haklı nedenler ışığında nasıl bir çözüm yolu bulabileceğimiz arayışı ile başladığını düşünüyorum. Öğrencilere de önlerindeki hiçbir projeyi yapılamaz olarak görmemeleri, buradaki çözüm yollarını keşfetmenin onları asıl geliştirecek olan doneleri sağlayacağı, bu nedenle de kendilerine olan inançlarını yitirmemeleri gerektiği tavsiyesinde bulunabilirim.

Ayrıca kendilerini sürekli olarak geliştirmeleri ve yeni bakış açılarına, yeni trendlere açık olmaları gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle networking, ulusal ve uluslararası eğitim, fuar, seminer vs. olanakları yakından takip etmelerini öneriyorum.

Kitap okur musunuz, önereceğiniz kitaplar var mı?

Son zamanlarda yapay zeka ve makina öğrenmesi ile alakalı seminerlere gitmeye ve bununla alakalı kitaplar okumaya çalışıyorum. En son okuduğum kitap olan Halil Aksu’nun dijital dönüşümü anlattığı Dijitopya adlı kitabını önerebilirim.

Sevdiğiniz bir kitaptan beğendiğiniz bir paragrafı bizimle paylaşabilir misiniz?

Okuduğum kitaplardan beğendiğim paragrafları not alır, fırsat buldukça bu notları tekrar okurum. Sevdiğim kitaplardan biri olan Jim Collins’in “İyiden Mükemmel Şirkete” adlı kitabındaki bir kaç notu bu soru vesilesiyle paylaşmak isterim:

Mükemmel bir şirket olmaya ulaşmak için;

  • ‘İyi mükemmelin düşmanıdır’ cümlesini unutmamak gerekir
  • Ne yapmak gerektiğine değil aynı zamanda neyi yapmamak gerektiğine de odaklanılmalıdır
  • En değerli varlığın insanlar değil, doğru insanlar olduğu gerçeği unutulmamalıdır
  • Elinizde disiplinli insanlar varsa hiyerarşiye ve aşırı kontrollere ihtiyacınız yoktur

 Sık kullandığınız bir atasözü var mı? Yoksa, size göre herhangi bir durumu  en iyi anlatan atasözü hangisi?

Atasözü değil ama beni çok etkileyen ve sıklıkla aklıma gelen kullandığım bir söz var. Bu sözün kişileri kibirden uzaklaştıran, rehavetin sadece iş yaşamı için değil normal hayatımız için de son derece tehlikeli olduğunu, daha da önemlisi kendimizi devamlı geliştirmemiz gerektiğini anlatan bir söz olduğunu düşünüyorum.

“Kendini en güçlü hissettiğin an, kaybetmeye en yakın olduğun andır”   Sun Tzu

Sales Network platformu için neler söyleyebilirsiniz? Bugünü nasıl görüyorsunuz, gelecek için neler öneriyorsunuz?

Öncelikle Sales Network üyesi olmaktan mutluluk duyduğum bir platform. Sevgili Burak Günbal vesilesiyle tanıştım Sales Network’le. Geldiğim ilk toplantıdan beri sadece satış değil tüm iş birimlerini çatısı altında toplamayı başarabilen bir platform olduğunu gördüm. Sales Network’ü farklı sektör profesyonellerinin bir buluşma noktası, ayrıca profesyonellerin deneyimlerini birbirine aktarma fırsatı bulabildiği bir nevi “think-tank” olarak görüyorum.  Hangi sektör olursa olsun içerisinde satışı barındırdığı için Sales Network’ün her geçen gün daha da büyüyerek devam edeceğine inanıyorum. Özellikle Sales Network çatısı altındaki WIS (Women in Sales) ile satış dünyasındaki kadın ve erkek denge farkındalığını arttırmayı amaçlayan alt platformunu da çok değerli buluyorum. Kısa sürede kayda değer sayıda destekçiyi yanına almış olması da tüm firmaların bu konudaki hassasiyetlerinin ne kadar önemli boyutlarda olduğunu gösteriyor.