MAG Sohbetlerine devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz Pegasus Hava Yolları Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Güliz Öztürk.

İsterseniz önce bir teşekkür ile başlayalım. Hayatınızda birine teşekkür edecek olsanız bu kim olurdu ve neden?

Hayatımı pek de kısa olmayan bir ömür diye düşünürsem, sanırım bugünkü bana katkısı olan, teşekkür etmek isteyeceğim birden fazla kişi var. Ancak sadece bir hakkım varsa teşekkürüm babama olurdu.  Babam, hayata olan bağlılığı, insanlara adil ve yapıcı yaklaşımı, azmi, başarıya olan tutkusu ve aynı zamanda yüksek enerjisi, neşesi ile önemli bir rol modeldi benim için. Her konuda beni destekleyerek yanımda durması, bana inanması ve teşvik etmesi ile, bugüne kadar başarabildiğim her ne varsa arkasındaki itici güç babam olmuştur. Babalar ve özellikle kız çocuklarının babaları ile kurduğu ilişkilerin, kız çocuklarının büyüdüklerinde dış dünya ile kurduğu ilişkilerde de ciddi bir etkiye sahip olduğunu düşünüyorum. Ve buradan tüm babalara da seslenmiş oluyorum böylece…

 Sizi tanıyabilir miyiz, yaşamınızdaki kilometre taşlarından bahseder misiniz?

1970 İstanbul doğumluyum. Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. İş hayatına Türk Hava Yolları’nda başladım. 1990-2003 yılları arasında Türk Hava Yolları’nda Uluslararası İlişkiler ve Anlaşmalar Müdürü, Alliance Koordinatörü, Pazarlama Başkan Yardımcısı ve Satış ve Pazarlama Başkanı olarak görev aldım. 2003- 2005 yılları arasında Ciner Grubu’nda Turizm ve Havacılık Bölüm Başkanlığı’nda Havacılık Projeleri Koordinatörü ve sonrasında İnsan Kaynakları Direktörü olarak çalıştım.

01 Temmuz 2005’de yeni iş modeli çerçevesinde tarifeli uçuşların başlatılması için ticari fonksiyonu kurmak ve yönetmek üzere Pegasus Hava Yolları’na katıldım. Halen Pegasus Hava Yolları’nda Network Planlama, Satış, Pazarlama, Gelir Yönetimi-Fiyatlama, Misafir Deneyimi ve Kargo departmanlarından oluşan, bir başka deyişle şirketin doğrudan gelirini üreten birimlerinden oluşan ticaret fonksiyonundan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyorum. Eğitimin devamlılığına inanan biri olarak, 2018 yılında Columbia Business School’da Advanced Management programını tamamladım. Ayrıca Women in Sales (WiS network) platformunun Kurucu Eşbaşkanlığı’nı yürütüyorum.

Hayatımın kilometre taşlarını şöyle sayabilirim: Boğaziçi Üniversitesi, Havacılık sektörüne girişim, Pegasus markasını ve bu iş modelini yaratan ekibin bir üyesi olarak Pegasus’a geçişim ve WiS network platformunu kurma sürecimiz..

Elbette özel hayatımda, kızımın doğumu ve üniversiteli bir birey olarak evden ayrılışı benim için önemli dönüm noktaları.

Sizce sizi diğer herkesten farklılaştıran özellikleriniz nelerdir?

Farklılaştırandan çok en temel özelliklerimin ne olduğunu anlatmam gerekirse, enerjimin yüksek olduğunu, zor yorulduğumu söyleyebilirim. Rekabeti severim. Bilmediğim her şeyi sorarım, fikir almayı severim. İtiraf ediyorum, sonunda bazen kararım değişmese de farklı görüşleri duymayı severim. Ve gelecek yıl 50 yaşında olacağım, hala yeni şeyler öğrenmeye hayranlık duyuyorum.

Sizi başkalarına sorsak en çok hangi özelliğiniz öne çıkar?

Benim için enerjik derler hiç şüphesiz. Bir de konuşmayı çok sevdiğimi söylerler 😊

Günlük yaşamınızda rutinleriniz var mıdır?

Yoğun bir iş hayatım olduğu için iş ve özel yaşam dengesini sağlamak adına rutinleri oluşturmak çok önemli diye düşünüyorum. Benim en önemli rutinim haftada 5 gün düzenli spor yapıyor oluşum. Genelde sabah saatlerinde erken kalkıp spor yapıyor, ardından işe geliyorum. Bunun dışında, kitap okuyorum düzenli olarak. Özellikle hafta sonları, mutlaka ailemle ve arkadaşlarımla vakit geçirmek için zaman yaratıyorum.

Zorlayıcı bir dönemden geçerken kendinizi rahatlatmak için neler yaparsınız?

Beni en çok rahatlatan şey, spor yapmak. Pilates ve zumba yapıyorum. Bu yılın başında piyano dersi almaya başladım. Şimdi piyano, zihnimi tamamen boşaltan, başka bir şey düşünmeden odaklanmamı sağlayan bir hobi haline geldi. Meditasyonu da ara ara yapıyorum, ancak bir rutin haline getirmek hedeflerimden biri. Henüz başaramadım.

Bilinmeyen bir yönünüz var mı?

2017 yılında CTI Co Active koçluk eğitimi aldım. Koçluk yapmıyorum ancak iş ve özel hayatımda çok faydasını gördüğümü söyleyebilirim.

Satış dünyasında olmak bilinçli bir tercih miydi sizin için, bugünlere nasıl geldiniz?

Kariyerime THY Uluslararası İlişkiler ve Anlaşmalar Bölümü’nde başladım. Yabancı havayolları ve sivil havacılıklar ile iş birliği anlaşmalarının yapılması ve yönetiminden sorumlu fonksiyonda ilk iş tecrübemi edindim. Bu alan, müzakere konusunda gelişmemi sağladı. Daha sonra pazarlama fonksiyonuna geçtim. Pazarlama alanına devam ederken, reorganizasyon sonucu satış fonksiyonu da benim sorumluluğuma verildi. Dolayısıyla, satış dünyasına direkt yönetici olarak geçiş yaptım. Bu şekilde başlamanın zorluklarını çektim elbette, ancak o kadar keyifli bir alan ki çok şey öğrendim. Çok dinamik ve hızlı bir dünya. Bu nedenle başarılı olabilmek için hızlı adapte olmanız gerekiyor. Esnek olabilmek gerekiyor. Bu anlamda satış alanı kendimi geliştirmeme çok yardımcı oldu. Havayolunun satış fonksiyonu, kendine has teknik bilgi gerektiriyor. Birçok sektörden farklı altyapılar kullanılıyor, kanallar farklılaşıyor, ayrıca yapılan iş yerel bir satış işi değil, global bir satış rolünde oluyorsunuz. Tüm dünyada satış yapıyorsunuz, yabancı birçok satış kanalı ile, acente, tur operatörü, konsolidatör ile… Ve şimdi birçok yeni kanal daha hayatımıza girdi. Böylece çalışarak çok yönlü bir tecrübe edinmiş oluyorsunuz. Pegasus Havayolları’na geçişim, satış fonksiyonunda da çalışmış olmam sayesinde mümkün oldu diyebilirim.

Ekibinize alacağınız kişilerde nelere dikkat edersiniz?

Şu an ekibime baktığımda, işine tutkuyla bağlı, yeniliklere açık, takım çalışmasına yatkın, sorun değil çözüm odaklı çalışan ve varsayımlarla değil veriyle hareket eden bir ekip görüyorum. Bunlar, en değerli gördüğüm özellikler diyebilirim.

Ekibinizi motive etmek için hangi araçlardan yararlanırsınız?

Ekibimle çok yakın çalışıyoruz. Stratejimizi ve hedeflerimizi birlikte belirliyoruz. Her türlü fikri tartışırız, farklı bakış açılarımızı mutlaka paylaşırız, hata yapmaktan korkmayız. Birbirimize saygı duyduğumuz, fikirlerimiz üzerinden her şeyi açıkça konuşabildiğimiz ve birbirimizi dinlediğimiz demokratik bir çalışma ortamımız olmasına çok önem veriyorum. Motivasyonu yaratan ana unsurların da bunlar olduğunu düşünüyorum.

Kuşak farklılıklarını nasıl yönetiyorsunuz?

Öncelikle işe kuşak farkını kabul ederek başlamak lazım. Kuşaklar arası farklılıklar elbette olacak ancak önemli olan birbirini anlayabilmek. Biz X kuşağıyız; kurallara uyan, otoriteye saygı duyan, sadakatle ve yüksek aidiyet duygusuyla işine bağlanan, sabreden, çok çalışan bir kuşağız. Y ve Z kuşakları ise bize göre daha bağımsız, sabırsız ve özgürlüklerine düşkün yapıdalar. Yani kısacası iş yaşamında bizden epey farklılar ancak artık Y ve hatta Z kuşağının giderek daha fazla iş hayatında yer aldığı bir dönemde olduğumuz için, onları iyi anlamalı ve analiz edebilmeliyiz. Aslında durumsal liderlik de bunu gerektiriyor. Bu X kuşakları için bir başarı kriteri aynı zamanda…

Kadınların satış dünyasında daha çok yer alması neleri değiştirebilir?

Kadınlar ve kız çocukları dünya nüfusunun yüzde 50ʼsini oluşturuyor. Bu, dünya potansiyelinin de yarısını oluşturdukları anlamına geliyor. Ancak toplumsal cinsiyet eşitsizliği günümüzde maalesef çok yaygın olduğu için toplumsal ilerlemeyi de engelliyor. Nerede yaşıyor olursak olalım, toplumsal cinsiyet eşitliği temel bir insan hakkı. Kadınların eğitim, çalışma hayatı ve siyaset başta olmak üzere hayatın her alanına eşit katılımını ve karar alma mercilerinde daha çok sayıda kadın olmasını sağladığımızda daha kalkınmış bir ülke ve toplum olacağımız aşikâr.

Satışa bakacak olursak, Kariyer.net verilerine göre Türkiye genelinde satış alanında çalışanların %54’ü erkek. Erkeklerin çoğunlukta olduğu bir alanda, satış alanında kadınların daha çok yer alması için hepimiz bir şeyler yapmalıyız. TÜİK’in 2017 Hanehalkı İşgücü Araştırması’na göre kadınların istihdam oranı maalesef erkeklerin yarısından az. Hal böyleyken bizlere, hepimize çok iş düşüyor. Kamuoyunda farkındalık yaratmalı ve fırsat eşitliği sağlanması konusunda var gücümüzle çalışmalıyız. Sadece satış için değil elbette, kadının genel olarak iş yaşamındaki varlığını güçlendirmek ve gelecek nesillere iyi örnek olabilmek için…

Şunu net olarak biliyoruz, kadın ve erkeğin dengeli bir biçimde yer aldığı, yani çeşitliliğin olduğu iş kolllarında, şirketlerde, yaratıcılık, verimlilik ve dolayısıyla karlılık daha yüksek.

Gençlere satış mesleğini tavsiye eder misiniz, neden?

Elbette ederim. Çünkü satış heyecan verici ve dinamik  bir meslek. İyi bir satış insanı olmak için gündemi ve gelişmeleri yakından takip etmeli, zamana ve şartlara bağlı olarak müşterilerinize uygun, onlara özel stratejiler geliştirebilmelisiniz. Bu da sürekli gelişmeyi ve öğrenmeyi tetikleyen, dolayısıyla kişiyi zenginleştiren bir durum. Ayrıca hedefe koşmak da sizi her zaman canlı tutacaktır.

 Öğrencilere kariyer yolculuklarında neler tavsiye edersiniz?

Gençlere en önemli tavsiyem, gelişimlerine önem vermeleri,  eğitim hayatları boyunca ve hatta sonrasında da mutlaka fırsat yaratarak kendi alanlarında veya kariyerlerine destek olacak alanlarda kendilerine yatırım yapmaları. Farklı sektörlerde ve STK’larda imkan olduğu ölçüde çok sayıda staj yapmaları, girişimci olmak isteyenlerin bilgi ve tecrübe anlamında destek alabilecekleri derneklerle temasta olmaları, geleceğe dair yol haritası çıkarmak için çok önemli. İmkanı olanlar için, mutlaka yurtdışında 1-2 yıl yaşamak, eğitim almak büyük fark yaratıyor diye düşünüyorum. Ve son olarak network’lerini geliştirsinler, buna zaman olarak yatırım yapsınlar. İnsan iş hayatında hangi noktada olursa olsun, network daima gerekli.

Kitaplar ile aranızın iyi olduğunu söylediniz, önereceğiniz kitaplar var mı?

Kitap okumayı çok seviyorum. Aynı anda farklı konularda üç kitap birden okuduğum çok zamanlarım oluyor. O anki ruh halime göre seçerek ilerliyorum. Malcolm Gladwell’in tüm kitaplarını, özellikle” Blink”, “Outliers” ve “Tipping Point”’, Seth Godin‘in “Tribe”, Stephen Covey’in  “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” kitaplarını fazlasıyla tavsiye ederim. Ayrıca, Dan Brown’un kitaplarını heyecanla ve zevkle okurum. Türk yazarlardan da Azra Kohen, Ahmet Ümit ve Elif Şafak’ı okumayı seviyorum.

Sevdiğiniz bir kitaptan beğendiğiniz bir paragrafı bizimle paylaşabilir misiniz?

Elif Şafak ‘ın Aşk isimli kitabından çok sevdiğim bir cümleyi paylaşayım: Şems  der  ki: “Düzenim bozulur, hayatım altüst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden iyi olmayacağını?”

Sık kullandığınız bir atasözü var mı?

“Ne ekersen onu biçersin.” En sevdiğim, hayatın her alanında herhangi bir durumu en iyi anlatan atasözü. Benim hayat felsefeme ve değerlerime de çok uygun.

Sales Network platformu için neler söyleyebilirsiniz? Bugünü nasıl görüyorsunuz, gelecek için neler öneriyorsunuz?

Sales Network, satış profesyonellerinin gelişimine destek olmak ve uluslararası iş birliktelikleri sağlamak amacıyla kurulmuş bir platform. Hedefimiz sadece FMCG değil ilgili tüm sektörlerin yer alacağı bir platform haline gelmesi.

Sales Network şemsiyesi altında, mart ayında yeni bir platform daha kurduk. WiS network (Women in Sales). Amacımız, satış alanında kadın ve erkek dengesini sağlamak amacıyla kadınlarda ve şirketlerde farkındalık yaratmak. Ben de bu platformun eşbaşkanıyım. Tamamen gönüllük esasıyla çalışıyoruz. Çok heyecanlı ve azimli bir ekibiz. Şu anda otuz şirket kurumsal destekçimiz oldu. Yıl sonuna kadar elli şirketi yanımıza almayı hedefliyoruz. Çok kısa bir zamanda bu noktaya geldiğimizi görmek gelecek için de umut veriyor. Geleceği, cinsiyet dengesinin konu olmaktan çıktığı, kadın-erkek yerine insan olarak var olduğumuz bir dünya şeklinde hayal ediyorum.